Ve her sene katıldığı turnuvalardan belli bir ödülle dönüyor. Diğer branşlara baktığımız zaman özellikle futbola, bence çok fazla ilgi var… İlgi olmasın demiyorum ama bize çok az ilgi var. Yani bizim bir şampiyonluğumuz çok çabuk unutulurken ve belki çok duyulmazken, futbolcuların bir antrenmanında biri diğerine su fırlattığı zaman sayfalarca haber oluyor. O olmasın demiyorum ama biz çabuk unutuluyoruz.
”FUTBOL TAKIMI GRUPTAN ÇIKTIĞI ZAMAN ACAYİP OLAYLAR OLUYOR”
Biz iki kere dünya şampiyonu olduk, döndük Avrupa şampiyonu olduk. Bize dediler ki; ‘Eee onu hep oluyorsunuz başka ne var?’ Başka ülkelerde de insanlar böyle mi bilmiyorum ama herhalde bir süre sonra birazcık açgözlülük oluyor. Nedense çok fazla veremiyoruz onu daha fazlası yok bir sonrası Olimpiyat, ona da 2012’de ilk kez katıldık. Evet bir madalya ile dönemedik ama bir başarı olarak sayılıyordu. Futbol takımı gruptan çıktığı zaman acayip olaylar oluyor ama biz Olimpiyat’a katılmaya hak kazanıp orada oynayıp geri döndüğümüzde ‘ee başka yok mu?’ diyorlar. Buradaki haksızlık gözardı edebilecek gibi değil. Bu beni üzüyor açıkçası çünkü çok kıymet bilinmiyor.
”TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLUYOR”
Atatürk’ün Kızları unvanını ilk duyduğumuzda ve hatta şuan bile tüylerim diken diken oldu. Çok gurur verici. Hatta keşke Filenin Sultanları yerine Atatürk’ün Kızları dense… Bu şekilde hitap edilmesi gerçekten gurur verici. Başarılarımızla da Atatürk’ün Kızları olarak platforma çıkmak gerçekten çok güzel.
”2 YIL ÜST ÜSTE DÜNYA KUPASI UNUTULMAZDI”
Eczacıbaşı’nın hemen hemen oynadığı ve savaştığı, son 15 yılda elde ettiği bütün kupalarda ben de vardım. Her kupa çok değerli ama 2 kere üst üste Dünya Şampiyonu olmak bence unutulmazlardan biriydi.
”TOTEM VE UĞURLARDAN KURTULDUM”
Uğur ve totem konusunda önceden daha takıntılıydım. Ama bu beni biraz rahatsız etmeye başladı. Totem ve uğurun beni rahatlatan değil, bir süre sonra tam tersi strese sokan şeyler olduğunu fark ettim. Çünkü maça hazırlanırken bir süreç var ve sürekli değişken bir ortam var. Onu bir kaçırdığım zaman artık psikolojik olarak kendimi kötü hissetmeye başlıyordum. Özellikle bu sezonun başında bunlardan kurtulup tamamen akışına bırakıyorum. Ama bir ritüel olarak, bir sıralama olarak hazırlanma tarzım tabi ki herkes gibi benim de var.
”KULAKLIĞI TAKIP KAFAMDA MAÇI YAŞARIM”
Genelde maçlardan önce herkes çok mu streslisin, biraz gülümse falan der ama ben biraz kendi kendime kalıp o sahaya çıkana kadar, kulaklığımı takarım muhtemelen biraz asabi bir suratla biraz yalnız kalıp kendi kafamda maçı yaşayıp kendi kendime düşünmeyi seviyorum. Maç temposunda dinlediğim bir listem var. Daha çok Foo Fighters’ın şarkıları ağırlıklı.
”AİLELER BAŞARI ARTTIKÇA ÖZENDİRİYOR”
Ailem büyük bir fedakarlık yaptı benim için. 13 yaşında Kocaeli Değirmendere’den geldim Eczacıbaşına. 1999 yılındaki depremi yaşadıktan 2-3 sonra ki çok ciddi bir deprem geçirmiştik… Aileden kopma gibi bir fikir yokken babam ve annem çok büyük bir cesaret örneği gösterip beni buraya gönderdiler. Ama şöyle bir şey vardı; burs, Eczacıbaşı’nın güvencesi buradaki ortamı ve insanlara verdiği güven… Ama genel olarak baktığım zaman özellikle son bir kaç senedir artan başarılarımızla birlikte aileler çocuklarının herhangi bir spora eğilimi olmasa bile özellikle kız çocuklarını ‘voleybol oyna, ablaların gibi ol’ diye özendirerek gerçekten çok daha fazla eğittiklerini görüyorum.
”AİLELERİN BAŞARI ODAKLI OLMAMASI GEREK”
Bu aslında Türkiye’deki kız çocukları için ve gelecek jenerasyon için çok önemli. Ailelerin kesinlikle başarı odaklı olmamaları lazım. Çocuk kaç yaşında olursa olsun özellikle erken yaşta başladığında fizik gelişimi için bu çok önemli. Çocuk takım sporu yapıyorsa bu voleybol olur, basketbol olur yüzme olur… Bir spor müsabakası ya da eğlenebileceği bir ortama girdiği zaman gerçekten sorumluluk almayı öğreniyor, planlamayı öğreniyor hayatını. Aileleri çocuğu mümkün olduğu kadar sporun, takımın ve arkadaşlarının yanında vakit geçirebilmesi için beslemeleri gerekiyor.
”EĞLENMEK İÇİN VOLEYBOLA BAŞLADIM”
Benim hiç voleybolcu olmak, belirli yerlere gelmek ve kupalar kazanmak gibi bir hayalim yoktu. Ben voleybola başladıktan sonra bunların farkına vardım. Daha doğrusu Eczacıbaşı’na geldikten sonra farkına vardım. Ben daha çok eğlenmek için, arkadaşlarımla bir arada olmak, bir organizasyonun içinde olmak için voleybola başladım. Sonra baktım yapabiliyorum ‘neden olmasın?’ dedim. Eczacıbaşı gibi bir fırsat çıktı önüme ve buraya geldikten sonra işin ciddiyetini farkettim. Ondan sonra da hayatım hep voleybol odaklı oldu ve başka işler düşünmeme zamanım kalmadı.
”ÇOK İYİ YEMEK YAPARIM…”
Gurur duyduğum şeylerden biridir, yemeği çok iyi yaparım. Sebzeyi daha çok tercih ediyorum ama şimdi sosyal medyada bir furya başladı sağlıklı tatlılar gibi. Genelde kızların isteği üzerine onlara şekersiz, unsuz tatlılar yapıp getiriyordum. Onlardan ve eşimden aldığım geri dönüş de güzel olduğu yönünde.